Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 24 Aralık 2025 tarihinde kabul edilen ve hukuk literatürüne 7571 sayılı Kanun olarak geçen 11. Yargı Paketi, Türk hukuk sisteminde adaletin tesisi, yargılamanın hızlandırılması ve mülkiyet haklarının korunması noktasında yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu kapsamlı reform paketi, sadece ceza hukukunda değil, aynı zamanda özel hukuk ve usul hukukunda da köklü değişiklikler barındırmaktadır.
11. Yargı Paketinde İcra ve İflas Hukukunda Usulü Disiplin ve Şeffaflık
11. Yargı Paketinin ilk üç maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) çok stratejik değişiklikler yapmıştır. İcra hukukunun en çok tartışılan ve “kötüye kullanıma” en açık alanlarından biri olan ihalenin feshi müessesesi, bu paketle birlikte ciddi bir disiplin altına alınmıştır. Yapılan düzenleme ile ihalenin feshini talep edebilecek kişiler yasada sınırlı olarak belirtilmiş, bu kişilerin dışında kalanlarca yapılacak başvuruların mahkemelerce dosya üzerinden ve kesin olarak reddedilmesi hüküm altına alınmıştır. Bu durum, icra ihalelerinin hukuki güvenliğini artırırken, kötü niyetli davalarla mülkiyetin intikalinin aylar hatta yıllar boyunca engellenmesinin önüne geçecektir.
Daha da önemlisi, teminat veya harç yatırılması konusundaki belirsizlikler giderilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, ihalenin feshi talebinde bulunurken yatırılması gereken harç veya teminatın eksik olması durumunda mahkeme, ilgiliye iki haftalık kesin süre verecektir. Bu süre içinde eksiklik giderilmezse, talep derhal reddedilecektir. Bu, yargılama ekonomisi açısından devrim niteliğinde bir adımdır.
İcra hukukundaki bir diğer önemli değişiklik ise tasarrufun iptali davalarına ilişkindir. Borçlunun mal kaçırma kastıyla yaptığı işlemlerin iptali için öngörülen “bağışlama sayılan haller” genişletilmiştir. Artık üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları, eski eşler ve aynı evde yaşayan kişiler arasındaki işlemler, gerçek değeri ispatlanmadıkça iptale tabi tutulacaktır. Ayrıca, ölünceye kadar bakma sözleşmeleri veya intifa hakkı tesisi gibi işlemler de uygun bir karşılık sağlandığı ispat edilmediği sürece bağışlama hükmünde kabul edilecektir.
11. Yargı Paketinde Avukatlık Kanunu ve Disiplin Hukukunda Yeni Standartlar
11.Yargı Paketi, savunma makamının ciddiyetini ve mesleki itibarını korumak adına 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda geniş çaplı düzenlemeler yapmıştır. Özellikle disiplin cezalarının kategorize edilmesi ve hangi eylemin hangi cezayı gerektirdiğinin net bir şekilde yasaya derç edilmesi, hukuk güvenliği ilkesine hizmet etmektedir.
Disiplin cezaları artık beş temel başlıkta toplanmaktadır: Uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma. Her bir ceza türü için belirlenen eylemler, modern avukatlık pratiğinin ihtiyaçlarına göre güncellenmiştir. Örneğin, uyarma cezası kapsamında; ses ve görüntü nakli yoluyla (e-duruşma) yapılan duruşmalara meslek onuruna aykırı ortamlarda katılmak, meslektaşının dilekçesini izinsiz kopyalamak veya duruşmalara cübbesiz çıkmak gibi fiiller netleştirilmiştir. Ayrıca, avukatlık bürosunda çalışan meslektaşlara karşı eşitlik ilkesine aykırı davranmak da artık bir disiplin suçudur.
Kınama cezası ise reklam yasağı ihlali, sır saklama yükümlülüğüne aykırılık ve görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm olma gibi daha ağır fiilleri kapsamaktadır. Para cezaları noktasında ise 20.000 TL ile 200.000 TL arasında değişen ve her yıl yeniden değerleme oranında artacak bir sistem getirilmiştir. Bu cezalar, özellikle görevini savsaklayarak müvekkilini zarara uğratan veya haksız menfaat sağlayan avukatlar için uygulanacaktır.
11. Yargı Paketinde avukatlık hukuku açısından en önemli usulü yeniliklerinden biri de zamanaşımı süreleridir. Disiplin kurulu tarafından kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi halinde, kesinleşen mahkeme kararının baroya bildirilmesinden itibaren bir yıl içinde ceza verilmezse, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacaktır. Bu, disiplin süreçlerinin ucu açık bir baskı aracı olarak kullanılmasını engelleyecek bir güvencedir.

11. Yargı Paketinde Türk Ceza Kanunu ve Ceza Adaletinde Caydırıcılık
7571 sayılı Kanun, ceza adaleti sisteminde “cezasızlık algısı” ile mücadele etmeyi temel amaç edinmiştir. Bu kapsamda, bazı suç tiplerinde ceza alt ve üst sınırları belirgin şekilde artırılmıştır. Özellikle toplum huzurunu bozan ve “maganda kurşunu” olarak nitelendirilen fiiller için TCK 170. maddede yapılan değişiklik dikkat çekicidir. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunda hapis cezası artık bir yıldan beş yıla kadar uygulanacaktır. Eğer bu suç ses veya gaz fişeği atan silahlarla (kuru sıkı vb.) işlenirse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilecektir. Suçun toplu bulunan yerlerde işlenmesi ise cezayı yarı oranında artıran bir nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.
Taksirle yaralama suçunda (TCK 89) da benzer bir sertleşme söz konusudur. Temel ceza artık dört aydan iki yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir. Bu artış, özellikle trafik kazaları ve ihmali davranışlar sonucunda meydana gelen yaralanmalarda adaletin tecelli etmesi noktasında kritik bir eşiktir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise motorlu taşıtların (kara, deniz, hava) suçun konusu olması durumunda cezanın bir kat artırılacak olması, özellikle kiralık araç sektöründeki mağduriyetleri bitirmeye yöneliktir.
Suç örgütlerine yönelik düzenlemelerde (TCK 220), çocukların bir “araç” olarak kullanılmasına yönelik çok sert bir yaptırım getirilmiştir. Örgüt faaliyetinde çocukların kullanılması durumunda, örgüt yöneticilerine verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılacaktır. Bu düzenleme, suç dünyasının savunmasız çocukları kalkan olarak kullanmasına karşı hukukun en sert yanıtıdır.
11. Yargı Paketinde Bilişim Suçlarıyla Mücadelede Devrim: CMK 128/A
11.Yargı Paketi’nin belki de en çok ses getiren ve teknolojik gelişmelere en uyumlu maddesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen 128/A maddesidir. Dijitalleşen dünyada dolandırıcılık ve hırsızlık suçları saniyeler içinde gerçekleşmekte, çalınan paralar kripto varlıklar veya karmaşık banka transferleri ile izini kaybetmektedir.
Yeni getirilen “hesabın askıya alınması” müessesesi ile nitelikli hırsızlık veya dolandırıcılık şüphesi bulunduğunda; bankalar, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar 48 saate kadar askıya alınabilecektir. Bu işlem, savcının yazılı emri veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bankanın kendi inisiyatifi ile başlatılabilecektir. Hakim onayı mekanizması ise 24 saatlik bir denetimle korunmuştur. Eğer el konulan tutarın mağdura ait olduğu net ise soruşturma veya kovuşturma aşamasında bu paranın mağdura iade edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu, bilişim mağdurlarının yıllarca davanın bitmesini beklemeden zararlarını tazmin edebilmeleri adına devrimsel bir kolaylıktır.
11. Yargı Paketinde Mülkiyet Hakkı ve Türk Medeni Kanunu’nda Önalım Hakkı Reformu
Mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren önalım (şufa) hakkı konusunda, Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) yıllardır süregelen haksızlıkları bitirecek bir adım atılmıştır. Eski sistemde, tapuda gösterilen düşük bedeller üzerinden şufa hakkı kullanılması büyük bir hakkaniyetsizlik yaratıyordu.
Yeni düzenleme ile; dava konusu payın değeri artık tapudaki bedel üzerinden değil, hakimin belirleyeceği güncel rayiç bedel üzerinden hesaplanacaktır. Önalım hakkı sahibi, belirlenen bu rayiç bedeli ve tapu giderlerini, mahkemenin belirleyeceği bir yere nemalandırılmak (faiz getirecek şekilde) üzere yatırmakla yükümlü kılınmıştır. Eğer bu bedel yatırılmazsa, tescile karar verilemeyecektir. Ayrıca, devlet ihalesiyle veya cebri artırmayla yapılan satışlarda artık önalım hakkı kullanılamayacaktır. Bu düzenleme, hem devletin satış işlemlerindeki güveni artıracak hem de taşınmaz piyasasındaki spekülatif davaların önüne geçecektir.

11. Yargı Paketinde Dijital Kimlik ve Haberleşme Güvenliği
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nda yapılan değişiklikler, suçla mücadelenin “iletişim” boyutuna odaklanmaktadır. Artık işletmeciler, sadece kağıt üzerindeki kimliklerle değil, biyometrik veriler (yüz veya parmak izi) veya elektronik kimlik doğrulama kabiliyeti olan belgelerle abonelik kaydı yapabilecektir. Yabancı uyruklu kişilerin abonelikleri ise Göç İdaresi verileriyle teyit edilmek zorundadır.
Suçta kullanıldığı tespit edilen hatların bağlantısının kesilmesi yetkisi, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca olan hallerde savcı emriyle işletmecilere yüklenmiştir. Bu kararı uygulamayan işletmecilere çok ağır idari para cezaları öngörülmüştür. Bu düzenleme, özellikle dolandırıcılık şebekelerinin “açık hat” veya başkası adına kayıtlı numaralar üzerinden vatandaşlara ulaşmasını engellemeyi hedeflemektedir.
11. Yargı Paketinde Vergi ve Ekonomi Alanındaki Düzenlemeler
11. Yargı Paketinde konomik istikrarı korumaya yönelik maddeler de yer almaktadır. Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici madde ile 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaması kararlaştırılmıştır. Bu, işletmelerin üzerindeki operasyonel yükü azaltmayı ve vergi planlamasını daha öngörülebilir kılmayı hedeflemektedir. Cumhurbaşkanına bu süreyi üç yıla kadar uzatma yetkisi verilmiş olması da esnek bir ekonomi politikası izleneceğinin göstergesidir.
11. Yargı Paketi İçinde Hukukçuları Bekleyen Yeni Dönem
7571 sayılı Kanun ile şekillendirilen 11. Yargı Pkatei, Türk Hukukunda sadece günümüze değil, dijital dönüşümdeki geleceğe de hitap etmektedir. Bu değişikliklerin hukukçular tarafından yalnızca biliniyor olması değil, arkasındaki hakkaniyet ve hız arayışını analiz etmek büyük önem taşır.
Ceza hukukundaki caydırıcılık, bilişim hukukundaki hız, mülkiyet hukukundaki gerçek değer esası ve avukatlık hukukundaki etik kurallar, yargı sistemimizin kalitesini artıracak temel unsurlardır. Bu reformun başarıyla uygulanması, biz hukukçuların bu kuralları ne kadar doğru yorumladığına ve savunduğuna bağlı olacaktır.
11. Yargı Paketi Sonrası Hukuk Pratiğinde Apilex’in Stratejik Rolü
7571 sayılı Kanun ile hayata geçirilen 11. Yargı Paketi, Türk hukuk sisteminde sadece normatif bir güncelleme değil, aynı zamanda hukuk pratiğinin çalışma biçimini kökten etkileyen bir dönüşüm sürecini başlatmıştır. Yargılamanın hızlandırılması, kötüye kullanım alanlarının daraltılması, cezasızlık algısının ortadan kaldırılması ve dijital suçlarla etkin mücadele hedefleri; hukukçuların artık çok daha hızlı, çok daha doğru ve çok daha belgeli çalışmasını zorunlu hale getirmiştir. İşte bu noktada Apilex, 11. Yargı Paketi’nin ruhuyla birebir örtüşen bir dijital hukuk altyapısı olarak öne çıkmaktadır.
Artan Mevzuat Yoğunluğu Karşısında Yeni Nesil Hukuki Çalışma Zorunluluğu
11. Yargı Paketi ile İcra ve İflas Hukuku’ndan Ceza Hukuku’na, Avukatlık Hukuku’ndan Bilişim Suçlarına kadar çok geniş bir alanda eş zamanlı değişiklikler yapılmıştır. Bu kadar kapsamlı bir reform paketinin sahada doğru uygulanabilmesi için avukatların, hâkimlerin ve hukuk müşavirlerinin güncel mevzuatı yalnızca bilmesi değil; doğru içtihatla eşleştirmesi, güncel uygulamayı saniyeler içinde analiz edebilmesi gerekir.
Geleneksel yöntemlerle; mevzuat taraması, Yargıtay ve Danıştay kararlarının manuel incelenmesi ve dosyaya uygun içtihadın seçilmesi artık sürdürülebilir değildir. Apilex tam da bu ihtiyaca cevap vermek üzere geliştirilmiş, tamamen Türk Hukuk Sistemi’ne göre eğitilmiş bir yapay zeka hukuk asistanıdır.

Apilex Nedir ve 11. Yargı Paketi ile Neden Daha Kritik Hale Gelmiştir?
Apilex, 11 milyondan fazla içtihatla eğitilmiş, yalnızca resmî kaynakları kullanan ve hukukta “halüsinasyon” riskini ortadan kaldıran bir yapay zeka platformudur. 11. Yargı Paketi ile birlikte getirilen yeni kurumlar, yeni süreler, yeni usul kuralları ve ağırlaştırılmış yaptırımlar, hataya yer bırakmayan bir çalışma düzeni gerektirmektedir.
Örneğin;
- İhalenin feshi taleplerinde artık kimlerin başvuru yapabileceği sınırlı ve netken,
- Tasarrufun iptali davalarında bağışlama sayılan haller genişletilmişken,
- CMK 128/A ile banka ve kripto hesaplarının askıya alınması gibi son derece teknik ve hızlı kararlar söz konusuyken,
Apilex, ilgili mevzuat maddelerini, güncel içtihatları ve doktrinsel yaklaşımları tek bir ekranda, dosyaya özel şekilde sunarak hukukçunun karar alma süresini dramatik biçimde kısaltır.
Dosya Üzerinde Çalışan Yapay Zeka: Apilex Proje Mantığı
11. Yargı Paketi’nin getirdiği en önemli pratik sonuçlardan biri, dosya bazlı hukuki stratejinin öneminin artmasıdır. Apilex’in “Proje ve Dosya Yönetimi” yaklaşımı, klasik arama motorlarından ayrıştığı en kritik noktadır.
Avukat, dava dosyasını Apilex’e yüklediğinde;
- Taraf bilgileri,
- Dava konusu,
- Süreç durumu,
- Belgelerin kısa ve net özetleri
otomatik olarak çıkarılır. Ardından avukat, yalnızca genel hukuki sorular değil, doğrudan o dosyaya özgü sorular sorabilir. Bu yaklaşım, 11. Yargı Paketi ile gelen usulî disiplin anlayışının dijital karşılığıdır.
İcra ve İflas Hukukunda Apilex Avantajı
İhalenin feshi, tasarrufun iptali ve cebri satış süreçleri; yanlış içtihatla ilerlenmesi hâlinde ciddi hak kayıplarına yol açabilen alanlardır. Apilex’in anlamsal karar arama motoru, yalnızca anahtar kelimeye değil, hukuki olayın bağlamına göre tarama yapar.
Bu sayede;
- Benzer olaylarda hangi gerekçelerin kabul gördüğü,
- Hangi taleplerin kötü niyetli sayıldığı,
- Yargıtay’ın yeni düzenlemelere yaklaşımı
saniyeler içinde netleşir. 11. Yargı Paketi’nin hedeflediği “usulî disiplin ve şeffaflık”, Apilex ile pratikte karşılığını bulur.
Ceza Hukuku ve CMK 128/A Süreçlerinde Hız Faktörü
Bilişim suçlarında zaman, delilin kendisidir. CMK 128/A ile getirilen hesap askıya alma mekanizması, savunma ve müdahale reflekslerinin çok hızlı olmasını gerektirir. Apilex, nitelikli dolandırıcılık, bilişim yoluyla hırsızlık ve örgütlü suçlara ilişkin güncel içtihatları, uygulama örnekleriyle birlikte sunar.
Bu sayede hukukçu;
- Hangi şartlarda hesap askıya alma kararı verildiğini,
- Hâkim onayı süreçlerinde nelere dikkat edildiğini,
- Mağdura iade kararlarının hangi kriterlere bağlandığını
tek bir çalışma alanında analiz edebilir.
Avukatlık Hukuku ve Disiplin Süreçlerinde Apilex ile Güvence
11. Yargı Paketi ile Avukatlık Kanunu’nda yapılan disiplin düzenlemeleri, mesleki faaliyetlerin çok daha dikkatli yürütülmesini zorunlu kılmıştır. Apilex, yalnızca dava hukuku değil; avukatlık pratiğinin kendisi için de bir güvenlik katmanı sunar.
Disiplin soruşturmalarında;
- Zamanaşımı sürelerinin takibi,
- Hangi fiilin hangi cezayı doğurduğu,
- Güncel baro ve yargı kararları
Apilex üzerinden hızlıca analiz edilebilir. Böylece disiplin hukuku, belirsiz bir tehdit olmaktan çıkar; öngörülebilir bir alan haline gelir.
Dilekçe ve Sözleşme Yazımında Yeni Standart
11. Yargı Paketi’nin getirdiği normatif sıkılık, dilekçe ve sözleşmelerde de kendini göstermektedir. Apilex’in yapay zeka destekli yazım editörü, hukukçunun üslubunu bozmadan; dili netleştiren, gereksiz tekrarları ayıklayan ve hukuki gerekçeyi güçlendiren bir yapı sunar.
Hazırlanan belgeler;
- DOC,
- PDF,
- UYAP uyumlu formatlarda
kaydedilebilir. Bu da dijital yargılama süreçleriyle tam uyum sağlar.
11. Yargı Paketi’nin Ruhu ile Uyumlu Bir Hukuk Teknolojisi
11. Yargı Paketi’nin temel felsefesi; hızlı, şeffaf, öngörülebilir ve hakkaniyetli bir yargı sistemidir. Apilex ise bu felsefenin hukukçunun masasındaki karşılığıdır. Bilgiye hızla ulaşan, içtihadı doğru kullanan ve dosyayı bütüncül gören hukukçular, bu yeni dönemin gerçek aktörleri olacaktır.
Yeni Dönemin Hukukçusu, Yeni Nesil Araçlarla Çalışır
7571 sayılı Kanun ile şekillenen yeni yargı düzeni, eski alışkanlıklarla yönetilemez. Apilex, hukukçunun yerini almak için değil; onu hızlandırmak, güçlendirmek ve hatadan korumak için vardır.
11. Yargı Paketi sonrası dönemde fark yaratan şey, yalnızca hukuku bilmek değil; hukuku doğru teknolojiyle uygulayabilmektir. Apilex, bu dönüşümün merkezinde yer alan stratejik bir hukuk teknolojisidir.
