1. Giriş: Neden “küçükler adına mirasın reddi” özel bir dikkat gerektirir?
Miras hukuku, mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirasçıların terekeye ilişkin hak ve borçları “küllî halefiyet” ilkesi gereği otomatik olarak üstlendiği bir alandır. Bu otomatik geçiş, özellikle terekenin borca batık olduğu veya borç riski taşıdığı durumlarda mirasçıların ciddi mali yüklerle karşılaşmasına yol açabilir. Yetişkin mirasçılar bu riskleri değerlendirip mirası reddetme yoluna gidebilirken,18 yaşından küçük mirasçılar (küçükler) bakımından sürecin ayrıca korunmaya muhtaç bir boyutu vardır.
Küçükler, hukuki işlem ehliyeti bakımından sınırlı bir gruptur ve kural olarak kendi adlarına mirasın reddi gibi malvarlığını doğrudan etkileyen işlemleri tek başlarına yapamazlar. Bu nedenle mirasın reddi beyanı küçükler adına çoğu zaman veli (anne/baba) veya bazı hallerde vasi tarafından gerçekleştirilir. Ancak burada kritik soru şudur: Küçük adına mirasın reddi, her zaman velinin “olağan” temsil yetkisi kapsamında mı kalır, yoksa menfaat çatışması, kayyım atanması ve hâkim onayı gibi ek güvence mekanizmalarını gerektiren bir kategoriye mi girer?
Uygulamada bu sorunun yanıtı dosyanın seyrini doğrudan etkiler. Zira bir yandan kanun metinleri mirasın reddinin sulh hukuk mahkemesinde yapılacak bir beyanla sonuç doğuracağını söylerken, diğer yandan Yargıtay’ın bazı kararlarında veli ile küçük arasında menfaat çatışması bulunduğunda kayyım atanması gerektiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla küçükler adına mirasın reddi, “basit bir beyan” gibi görünse de hatalı kurgulanırsa süre kaçırılması, usul eksikliği, ret hakkının düşmesi veya işlemin geçerliliğine dair tartışmalarla karşılaşmak mümkündür.
Bu metinde küçükler adına mirasın reddi süreci; Türk Medeni Kanunu (TMK), Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve uygulamadaki temel yaklaşımlar çerçevesinde sistematik biçimde ele alınacak; dilekçede küçüklerin hukuki sıfatının nasıl gösterileceği, velinin/vasinin rolü, kayyım ihtiyacı ve usul adımları ayrıntılandırılacaktır. Metnin sonunda ayrıca, dosya hazırlığında pratik kullanım için bir “kontrol listesi (checklist)” yer almaktadır.
2. Mirasın reddinin temel hukuki zemini: Küllî halefiyet, sorumluluk ve ret hakkı
Miras hukukunun başlangıç noktası, mirasçıların mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirası “bir bütün” olarak kazanmasıdır. Bu kazanım yalnızca aktifleri (mallar, alacaklar) değil, pasifleri (borçlar) de kapsar. TMK, mirasçıların borçlardan kişisel olarak sorumlu olacağını düzenler. Bu nedenle mirasın reddi, mirasçının pasifleri üstlenmemesi için tanınmış bir korunma mekanizmasıdır.
Mirasın reddi, kanunda iki ana görünümle tartışılır: (i) mirasçının açık beyanıyla yapılan gerçek ret, (ii) terekenin borca batıklığının açıkça belli olması veya resmen tespit edilmesi halinde gündeme gelen “reddedilmiş sayılma” (doktrinde ve uygulamada “hükmen ret” tartışmalarına konu olur). Bu metin, ağırlıklı olarak “beyanla yapılan” gerçek ret sürecine odaklanmaktadır; çünkü küçükler adına en yaygın başvuru biçimi sulh hukuk mahkemesinde beyanın tespiti/tescili üzerinden yürür.

3. Süre ve şekil: Üç aylık süre ve sulh hukuk mahkemesinde beyan
Mirasın reddi hakkı süreye tabidir. TMK m.606, genel kural olarak mirasın üç ay içinde reddedilebileceğini düzenler. Bu süre, yasal mirasçılar için kural olarak ölümün öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Bu düzenleme küçükler için de önemlidir; zira veli/vasi süreyi kaçırırsa küçük mirasçı da mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılabilir.
Şekil bakımından TMK m.609 açık bir çerçeve çizer: Ret beyanı, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır; reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir; sulh hâkimi ret beyanını tutanakla tespit eder ve özel kütüğe işler. Dolayısıyla mirasın reddi, çoğu durumda “dava” gibi kurgulanmamalı; çekişmesiz yargı mantığında, bir “tespit ve tescil” başvurusu gibi ele alınmalıdır.
HMK sistemi de bu yaklaşımı güçlendirir: Mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili çekişmesiz yargı işidir ve çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme kural olarak sulh hukuk mahkemesidir. Bu nedenle uygulamada dosya başlığı sıklıkla “Mirasın Reddi (Beyanının Tespiti ve Tescili) – Çekişmesiz Yargı” şeklinde kurulur.
4. Çekişmesiz yargı niteliği ve dilekçede “taraf/sıfat” meselesi
Mirasın reddi başvurusu, uygulamada sıklıkla “davacı – davalı” kalıbıyla yazılmaya çalışılır. Oysa mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili çekişmesiz yargı işi olduğundan dilekçede esasen “davalı” olmaz; kişiler “ilgili”, “talep eden” veya “başvuran” sıfatıyla gösterilir.
Bu noktanın küçükler bakımından önemli bir avantajı vardır: Küçük mirasçılar “davacı” gibi bir çekişmeli taraf konumuna itilmeden, bir koruma mekanizması olan reddi miras beyanının tespiti/tescili kapsamında değerlendirilir. Dilekçe kurgusunda genellikle şu yöntem izlenir:
1) Talep Eden 1: Veli (kendi adına mirasçı ise, kendi adına da ret beyanı)
2) Talep Eden 2: Küçük (adı, TCKN, doğum tarihi) – “veli/kanuni temsilci aracılığıyla”
3) Talep Eden 3: Diğer küçük – “veli/kanuni temsilci aracılığıyla”
Bu şekilde küçüklerin hukuki konumu netleşir: Küçük “asıl ilgili”dir; veli ise onun temsilcisidir. Eğer vasi söz konusu ise temsilci kısmı “vasi” olarak yazılır ve vasilik kararı (ve gerekiyorsa izin kararları) eklenir.
5. Küçüklerin temsili: Veli (velayet) ve vasi (vesayet) ayrımı
5.1. Velayet altında temsil (veli)
TMK sisteminde ana ve baba, velayetleri çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisidir. Bu, küçük adına mirasın reddi gibi işlemlerde kural olarak velinin beyan verebileceğini gösterir. Ancak velayet temsilinde de bazı koruyucu mekanizmalar devreye girebilir; özellikle “temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çatışıyorsa” temsil kayyımı atanması gündeme gelebilir.
Bu yüzden küçük adına ret işlemi “sadece velinin beyanı yeterlidir” gibi tek cümleyle geçiştirilemez; somut olayda menfaat çatışması ihtimali değerlendirilmelidir. Örneğin velinin aynı başvuruda kendi adına da ret beyanı vermesi, uygulamada kayyım tartışmasını tetikleyen başlıca durumdur.
5.2. Vesayet altında temsil (vasi)
Küçük, velayet altında değilse (örneğin anne-baba vefat etmiş, velayet kaldırılmış veya çocuk korunma altına alınmış olabilir) mahkemece vasi atanır. Bu durumda mirasın reddi işlemi bakımından uygulamada “vesayet makamı izni / denetim makamı izni” gibi izin mekanizmaları gündeme gelebilir. Bu konu, özellikle vasi tarafından yapılacak işlemlerde dosyanın formal eksikliklerle geri dönmesini önlemek açısından kritiktir. Bu nedenle, küçük vasi altındaysa başvuru öncesi izin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa hangi merci kararlarının dosyaya ekleneceği mutlaka planlanmalıdır.
6. Menfaat çatışması ve kayyım atanması: Küçükler adına reddi mirasta en kritik tartışma
Küçükler adına mirasın reddinde en çok ihtilaf çıkaran nokta, velinin hem kendi adına hem de çocuk adına mirası reddetmek istemesidir. İlk bakışta bu durum “aynı yönde irade” gibi görünebilir: herkes mirası reddediyor, dolayısıyla çıkar çatışması yoktur denebilir. Ancak Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, velinin kendi adına da işlem yapması halinde “velinin menfaati ile çocuğun menfaati çatışır” gerekçesiyle temsil kayyımı atanması gerektiği ifade edilmiştir.
Bu yaklaşımın arkasında şu düşünce vardır: Veli, kendi ekonomik pozisyonunu düşünerek çocuğun gelecekte lehine olabilecek bir mirası reddetmeye yönelmiş olabilir. Özellikle terekede borç görünse bile ileride çıkabilecek alacaklar, dava hakları, sigorta ödemeleri, rücu imkanları veya sonradan öğrenilecek aktifler söz konusu olabileceğinden, küçük adına yapılacak ret işleminin “mutlak surette çocuğun yararına” olduğu her zaman tartışmasız kabul edilmez. Bu nedenle mahkeme, küçük yararını bağımsız bir gözle değerlendirmek amacıyla temsil kayyımı atanmasını isteyebilir.
Pratikte en güvenli yöntem, aynı dilekçede şu iki talebi birlikte ve alternatifli biçimde sunmaktır:
- Mahkeme menfaat çatışması görmüyorsa: küçükler adına velayet temsilinde ret beyanının tespiti ve tescili
- Mahkeme menfaat çatışması görüyorsa: küçükler adına temsil kayyımı atanması, kayyımın iradesiyle ret beyanının tamamlanması
Bu yaklaşım, hem yargısal denetimi kolaylaştırır hem de süre bakımından riskleri azaltır; çünkü kayyım atanması sürecinde zaman kaybı yaşanabilir ve süre hesabı problem doğurabilir. Bu yüzden başvuruyu “kayyım ihtimalini hiç anmadan” yapmak yerine, ihtimali usulüne uygun şekilde önden karşılayan bir kurgu oluşturmak dosyanın sağlıklı ilerlemesini destekler.
7. Başvuru nereye yapılır? Görevli ve yetkili mahkeme
Mirasın reddinin yapılacağı mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından ise ret beyanının özel kütüğe “mirasın açıldığı yer” mahkemesince işlendiği kabul edilir. Uygulamada bu, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi anlamına gelir. Bu nedenle başvuru dosyası genellikle murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine açılır.
8. Dilekçenin içeriği: Küçükler adına koruyucu, açık ve usule uygun bir metin nasıl kurulmalı?
Küçükler adına miras reddi dilekçesinin temel özelliği, “kayıtsız-şartsız” iradeyi hiçbir tereddüde yer vermeden ortaya koymasıdır. Bunun yanında küçüklerin korunması için dilekçede şu unsurların yer alması hem usul hem pratik açısından isabetlidir:
1) Mirasbırakanın kimliği: ad-soyad, mümkünse TCKN, ölüm tarihi, son yerleşim yeri
2) Mirasçıların kimliği: veli ve küçüklerin ad-soyad, TCKN, doğum tarihleri, adresleri
3) Hukuki sıfat: “Talep Eden/İlgili”; küçükler için “veli aracılığıyla” ibaresi
4) Süre açıklaması: ölümün öğrenildiği tarih ve üç ay içinde başvurulduğu
5) Ret beyanının netliği: “mirası kayıtsız ve şartsız reddediyorum/reddediyoruz”
6) Küçükler yönünden temsil rejimi: velayet mi vesayet mi; vasi varsa kararı ve izinler
7) Menfaat çatışması ihtimali: varsa kayyım atanması talebi (alternatifli)
8) Ekler: nüfus kayıtları, ölüm belgesi, veraset ilamı (varsa), vekâletname (varsa), vasi/izin kararları
Bu içerik standardı, mahkemenin ret beyanını tespit ve özel kütüğe tescil ederken ihtiyaç duyacağı bilgileri kapsar ve eksik belge kaynaklı gecikmeleri azaltır.

9. Avukatla takipte “özel yetki” ve uygulama notu
Mirasın reddi beyanı, mirasçı açısından ağır sonuç doğuran, bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıdır. Bu nedenle uygulamada avukatla takip edilecekse vekâletnamede “mirasın reddi” işlemi için özel yetkinin açıkça yazılması gerekir. Uygulamada mahkemeler, vekâletname metninde mirası reddetme yetkisini görmediğinde, eksikliğin tamamlanmasını isteyebilmekte veya başvuruyu usulden sorunlu değerlendirebilmektedir. Bu yüzden küçükler adına dosyalarda vekâletname kontrolü “sonradan bakarım” denecek bir ayrıntı değil, baştan tamamlanması gereken bir adımdır.
10. Ret beyanının sonuç doğurması ve geri dönüş meselesi
Mirasın reddi, usulüne uygun biçimde yapılıp mahkemeye ulaştığında sonuç doğurur. Bu, “kolayca vazgeçilebilen” bir beyan değildir. Bu nedenle küçükler adına ret beyanı yapılmadan önce, mümkünse terekenin genel durumu (aktifler/pasifler), borçların niteliği, icra takipleri ve muhtemel alacaklar hızlıca araştırılmalı; ret kararının geri dönülmezliğe yakın etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.
11. Usul adımları: Uygulamada adım adım güvenli ilerleme
Küçükler adına reddi miras sürecinde güvenli bir yol haritası şu şekilde özetlenebilir:
1) Mirasın açıldığı tarihi ve öğrenme tarihini belirleyin; üç aylık süreyi net hesaplayın
2) Murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesini tespit edin
3) Küçüklerin temsil rejimini netleştirin: velayet mi vesayet mi?4) Dilekçeyi çekişmesiz yargı mantığında kurun: “Talep Eden/İlgili”
5) Ret beyanını “kayıtsız ve şartsız” şekilde yazın
6) Veli hem kendi adına hem küçük adına reddediyorsa kayyım ihtimalini dilekçede alternatifli biçimde düzenleyin
7) Ekleri eksiksiz sunun: ölüm belgesi, nüfus kayıtları, veraset ilamı (varsa), özel yetkili vekâletname (varsa), vasi/izin kararları (varsa)
8) Mahkeme ret beyanını tutanakla tespit edip kütüğe işler; “reddi gösteren belge” talep edin
9) Dosya sonucunu aldıktan sonra, gerektiğinde bankalar/kurumlar/İcra daireleri nezdinde “mirası reddettiğine dair belge” ile bildirimler yapılabilir

12. Değerlendirme: Küçüklerin menfaati nasıl somutlaştırılır?
Küçükler adına mirası reddetmek çoğu durumda koruyucu bir işlem olsa da mahkemenin (ve olası kayyımın) ikna edilmesi gereken temel nokta küçüklerin menfaatidir. Bu menfaat, her zaman yalnızca “tereke borçlu” argümanına indirgenmemelidir. Somutlaştırma için dilekçe eklerine ve açıklamalarına şu tür veriler eklenmesi uygulamada faydalı olabilir:
- Muris hakkında devam eden icra takipleri, hacizler, aciz belgeleri, banka borçları, SGK/vergisel borçlar (belgelendirilebiliyorsa)
- Terekenin aktiflerinin yetersiz olduğuna dair emareler (ör. taşınmaz kaydı yokluğu, bankalarda hesap bulunmaması, araç kaydı bulunmaması)
- Ailenin ekonomik durumu ve küçüklerin geleceği açısından borç riskinin yaratacağı zarar
Amaç, ret beyanını “otomatik” değil, küçüklerin malvarlığı güvenliği açısından “gerekçeli” bir koruma adımı olarak göstermektir.
13. Sonuç
Küçükler adına mirasın reddi, görünüşte TMK’daki “sulh hukuk mahkemesine beyan” prosedürü ile yürüyen çekişmesiz bir iş olmakla birlikte; küçüklerin korunması nedeniyle temsil rejimi, süre, menfaat çatışması ve kayyım atanması gibi başlıklarda özel hassasiyet gerektirir. Başvuru mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesine yapılmalı; dilekçede küçükler “talep eden” olarak ayrı gösterilip “veli/vasi aracılığıyla” temsil ilişkisi net kurulmalıdır. Veli hem kendi adına hem küçükler adına ret beyanı veriyorsa, uygulamada kayyım tartışması doğabileceği için menfaat çatışması ihtimaline karşı temsil kayyımı atanması talebinin alternatifli biçimde düzenlenmesi dosyanın güvenli ilerlemesi açısından kritik önemdedir.
Özellikle süre kaçırılırsa küçükler dahil miras kayıtsız şartsız kazanılmış sayılabileceğinden, işlemin zamanında ve doğru mahkemede yapılması hayati önem taşır.
Ek: Küçükler Adına Mirasın Reddi İçin Kontrol Listesi (Checklist)
Aşağıdaki listeyi pratik bir kontrol şeması olarak düzenlendi. (Veli ile temsil ve vasi ile temsil senaryolarını ayrı ayrı kapsar.)
A) Süre ve Yetki Kontrolü (İlk 15 Dakika Kontrolü)
- [ ] Ölüm tarihi net mi? (Ölüm belgesi / nüfus kaydı)
- [ ] Ölümün öğrenilme tarihi net mi? (TMK m.606 açısından kritik)
- [ ] 3 aylık ret süresi hesaplandı mı? (TMK m.606)
- [ ] Ret süresi dolmak üzereyse acil başvuru stratejisi belirlendi mi? (Dilekçe + asgari ekler ile derhal başvuru)
- [ ] Yetkili yer mahkemesi doğru mu?
– [ ] Murisin son yerleşim yeri tespit edildi mi? – [ ] Başvuru, “mirasın açıldığı yer” Sulh Hukuk Mahkemesine mi yapılacak? (TMK m. 609)
B) Temsil Rejimi Kontrolü (Veli mi, Vasi mi?)
B1) Veli (velayet) ile temsil
- [ ] Küçüklerin 18 yaşından küçük olduğu teyit edildi mi? (Kimlik/nüfus kaydı)
- [ ] Başvuran kişi gerçekten veli mi?
– [ ] Nüfus kayıt örneğinde anne/baba olarak görünüyor mu? – [ ] Velayeti sınırlayan/kaldıran bir karar var mı? (Varsa dosyaya eklenmeli)
- [ ] Dilekçede küçükler ayrı ayrı “Talep Eden (Küçük) – veli aracılığıyla” şeklinde yazıldı mı?
B2) Vasi (vesayet) ile temsil
- [ ] Küçükler için vasi atama kararı mevcut mu ve kesinleşme şerhi var mı?
- [ ] Vasi adına miras reddi için vesayet makamı izni gerekip gerekmediği değerlendirildi mi?
- [ ] Gerekliyse denetim makamı izni gündeme geliyor mu?
- [ ] Bu izin/kararların tamamı ekler arasına konuldu mu?
C) Menfaat Çatışması ve Kayyım İhtimali (En Sık Eksik Bırakılan Kısım)
- [ ] Veli kendi adına da mirası reddediyor mu?
– [ ] Evet ise: dilekçeye “menfaat çatışması ihtimaline binaen temsil kayyımı atanması” talebi alternatifli eklendi mi? – [ ] Hayır ise: yine de menfaat çatışması doğurabilecek özel bir durum var mı? (Örn. veli tereke alacaklısı, tereke ile sözleşme ilişkisi, aile içi ihtilaf vb.)
- [ ] Mahkeme kayyım atarsa süreçte ne yapılacağı planlandı mı?
– [ ] Kayyım atanmasını takiben ret beyanının kayyım aracılığıyla tamamlanması ihtimali göz önüne alındı mı?
D) Dilekçe İçeriği (Şekil ve Kurgu Kontrolü)
- [ ] İşin niteliği doğru yazıldı mı? (Çekişmesiz yargı / “Mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili”)
- [ ] Taraf başlıkları doğru mu?
– [ ] “Davacı” yerine “Talep Eden/İlgili” kullanımı tercih edildi mi? – [ ] Küçükler ayrı kişi olarak listelendi mi?
- [ ] Murisin bilgileri eksiksiz mi?
– [ ] Ad-soyad, (varsa) TCKN – [ ] Ölüm tarihi – [ ] Son yerleşim yeri
- [ ] Ret iradesi açık ve kesin mi?
– [ ] “Kayıtsız ve şartsız mirası reddediyoruz” ibaresi var mı? (TMK m.609) – [ ] Şarta bağlı/tereddütlü ifadeler yok mu?
- [ ] Süre kısmı yazıldı mı?
– [ ] Ölümün öğrenilme tarihi – [ ] Üç ay içinde başvurulduğu
- [ ] Sonuç-talep kısmında şu istemler var mı?
– [ ] Ret beyanının tespiti – [ ] Özel kütüğe tescili – [ ] İsteniyorsa “reddi gösterir belge” verilmesi – [ ] (Gerektiğinde) küçükler için temsil kayyımı atanması (alternatifli)
E) Ekler / Belgeler (Dosyayı Hızlandıran Evraklar)
Asgari (neredeyse her dosyada):
- [ ] Murisin ölüm belgesi veya nüfus ölüm kayıt örneği
- [ ] Talep eden veli ve küçüklerin vukuatlı nüfus kayıt örnekleri
- [ ] Küçüklerin kimlik bilgileri (nüfus kaydı genelde yeterli)
- [ ] (Varsa) Mirasçılık belgesi (veraset ilamı)
Duruma göre eklenmesi gerekenler:
- [ ] Avukatla takip varsa: vekâletnamede “mirasın reddi” yetkisi açık mı?
- [ ] Vasi varsa: vasilik kararı + kesinleşme + izin kararları (varsa)
- [ ] Terekenin borca batık olduğuna dair emareler (zorunlu değil ama faydalı):
- [ ] İcra dosyası bilgileri / haciz / aciz belgesi varsa
- [ ] Banka borç yazıları (temin edilebiliyorsa)
- [ ] Tapu/araç kaydı yokluğunu gösteren sorgu sonuçları (mahkeme re’sen de sorabilir)
F) Başvuru Sonrası Kontrol (Dosya Takibi)
- [ ] Mahkeme ret beyanını tutanakla tespit etti mi?
- [ ] Ret beyanı özel kütüğe işlendi mi?
- [ ] “Mirası reddettiğine dair belge” talep edildi mi ve alındı mı?
- [ ] Mahkeme kayyım atanmasına karar verdiyse:
- [ ] Kayyımın ret beyanı sürece eklendi mi?
- [ ] Dosyada eksik işlem kalmadı mı?
Apilex ile Mirasın Reddi ve Checklist Hazırlama
Küçükler adına mirasın reddi süreci, uygulamada çoğu zaman “sadece dilekçe verilir, beyan alınır ve biter” gibi algılansa da, dosyanın sağlıklı ilerlemesi için dikkat edilmesi gereken kritik kırılma noktaları vardır. Özellikle üç aylık süre, temsil rejimi (veli mi vasi mi), menfaat çatışması şüphesi ve kayyım ihtimali; işlemin hem geçerliliğini hem de küçüklerin hukuki güvenliğini doğrudan etkiler. Bu nedenle, süreçte yalnızca mevzuat bilgisi değil, aynı zamanda mahkeme pratiklerini doğru okuma, belge hazırlığını eksiksiz kurgulama ve ihtimalleri önden yönetme becerisi gerekir.
Uygulamada karşılaşılan en önemli risklerden biri şudur: veli kendi adına da mirası reddederken küçük adına da ret talep ettiğinde, bazı sulh hukuk mahkemeleri menfaat çatışması değerlendirmesi yaparak temsil kayyımı atanmasını isteyebilir. Bu durum, başvuru öncesi hesaba katılmadığında hem süre bakımından sıkışma yaratabilir hem de dosya eksik işlem nedeniyle uzayabilir. Oysa rehberde önerildiği gibi alternatifli talep kurgusu ile bu risk daha baştan kontrol altına alınabilir: mahkeme menfaat çatışması görmüyorsa doğrudan ret beyanı tescil edilir, görüyorsa kayyım atanır ve ret beyanı kayyım aracılığıyla tamamlanır. Bu yaklaşım, hem pratik hem de çocukların menfaati bakımından daha güvenli bir yol sunar.
İşte bu noktada dosya hazırlığında “standardı olan”, hata payını azaltan ve kontrol edilebilir bir çalışma şekli kurmak önem kazanır. Apilex gibi hukuki süreçleri hızlandıran, dilekçe/ek yönetimini kolaylaştıran ve uygulama rehberlerini sistematik hale getiren çözümler, özellikle çok sayıda dosya takip eden avukatlar açısından ciddi bir konfor sağlar. Çünkü mirasın reddi başvurularında sorun çoğu zaman hukuki bilgiden değil; belge eksikliği, temsil rejiminin yanlış kurulması, başlık-sıfat hataları veya süre kaçırılması gibi operasyonel hatalardan doğar.
Apilex ile bu tarz süreçlerde, kontrol listesi mantığıyla ilerlemek çok daha kolay hale gelir: “Süre hesabı yapıldı mı?”, “Yetkili mahkeme doğru mu?”, “Veli mi vasi mi?”, “Vekâletnamede özel yetki var mı?”, “Menfaat çatışması ihtimali için alternatifli talep kuruldu mu?” gibi soruları dosya hazırlığı sırasında adım adım işaretleyerek ilerlemek, hem iş yükünü azaltır hem de hatayı minimize eder. Ayrıca dilekçe kurgusu, ekler, mahkeme pratikleri ve alternatif senaryoların tek bir sistem içerisinde saklanması; ekip içinde aynı standardı korumayı da mümkün kılar.
Sonuç olarak, küçükler adına mirasın reddi; bir yandan TMK’nın “kayıtsız şartsız beyan” sistemine dayanan çekişmesiz bir işlem iken, diğer yandan çocukların korunması nedeniyle “fazladan güvence” gerektiren bir süreçtir. Bu süreçte doğru temsil, doğru kurgu ve eksiksiz dosya hazırlığı, küçüklerin ileride geri dönüşü çok zor sonuçlarla karşılaşmasını engeller. Uygulama rehberleri ve checklist yaklaşımıyla hareket etmek ise bu işin en güvenli yoludur — Apilex gibi çözümler de tam olarak bu güvenli standardı sürdürülebilir hale getirmeyi hedefler.
