İçeriğe atla
HMK’da Eski Hâle Getirme Kurumunun Şartları, Süre Yönetimi, İspat Yükü, Dilekçe Kurgusu ve Yargısal Takdir Alanı
HMK’da Eski Hâle Getirme Kurumunun Şartları, Süre Yönetimi, İspat Yükü, Dilekçe Kurgusu ve Yargısal Takdir Alanı

HMK’da Eski Hale Getirme Kurumunun Usul Hukukundaki Yeri ve Önemi

Hukuk yargılamasında süreler, maddi hukuktan bağımsız olarak, hak arama özgürlüğünün fiilen kullanılabilmesinin ön koşulu niteliğindedir. Kanunda öngörülen veya hâkim tarafından kesin olarak belirlenen bir sürenin kaçırılması; tarafın haklı olup olmadığına bakılmaksızın, davanın usulden kaybedilmesine, kanun yollarının kapanmasına veya savunma hakkının ortadan kalkmasına neden olabilir. Ancak kanun koyucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 95 ve devamı maddelerinde, irade dışı sebeplerle süre kaçıranlar için bir “can simidi” öngörmüştür: Eski Hale Getirme.

Bu katı sistem içerisinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda eski hale getirme kurumu, şekli hukukun mutlaklığını yumuşatan, istisnai fakat hayati bir denge mekanizması olarak düzenlenmiştir. HMK m. 95 ve devamı maddelerinde yer alan bu kurum, tarafın veya vekilin kusuru olmaksızın ortaya çıkan engeller nedeniyle süresinde yapılamayan usul işlemlerinin telafisine imkân tanır.

Ancak uygulamada eski hale getirme; çoğu zaman yanlış anlaşılan, hatalı kullanılan ve bu nedenle yüksek oranda reddedilen bir yoldur. Bu nedenle HMK’da eski hale getirme şartları, süre yönetimi, ispat yükü, dilekçe kurgusu ve yargısal takdir alanı birlikte ve sistematik şekilde ele alınmalıdır.

Bu makalede, eski hale getirme kurumunun şartlarını, ispat yükünü, dilekçe kurgusunu ve Yargıtay’ın bu konudaki katı yaklaşımını detaylıca inceleyeceğiz. Ayrıca, uygulayıcılar için Apilex destekli bir kontrol listesi (checklist) sunarak, bu istisnai yola başvururken yapılan sık hataların önüne geçmeyi hedefliyoruz.

1. HMK’da Eski Hale Getirme Kurumunun Hukuki Dayanağı ve Niteliği

1.1. HMK 95 Çerçevesinde Talep

HMK m. 95/1’e göre:

“Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hale getirme talebinde bulunabilir.”

Bu hükümden hareketle, eski hale getirme kurumunun üç temel unsuru bulunduğu kabul edilir:

  1. Kaçırılmış bir kanuni veya kesin süre,
  2. Sürenin kaçırılmasının elde olmayan bir sebebe dayanması,
  3. Bu durumun talep eden tarafından ispat edilmesi.

Yargıtay içtihatlarında bu unsurların birlikte ve eksiksiz gerçekleşmesi zorunlu tutulmaktadır.

1.2. Eski Hale Getirmenin İkincil (Ultima Ratio) Niteliği

HMK m. 95/2 hükmü, kurumun son çare olduğunu açıkça ortaya koyar. Buna göre, kaçırılan işlemle ulaşılmak istenen hukuki sonuca başka bir yolla ulaşmak mümkünse (örneğin, ıslah yoluyla veya yeni bir dava açarak), eski hale getirme talep edilemez.

Bu düzenleme, uygulamada sıkça göz ardı edilmekte; oysa Yargıtay, ikincillik ilkesini resen gözeterek talepleri reddetmektedir.

HMK’da Eski Hâle Getirme Kurumunun Şartları, Süre Yönetimi, İspat Yükü, Dilekçe Kurgusu ve Yargısal Takdir Alanı

2. Eski Hale Getirme Şartları: “Elde Olmayan Sebep” Kavramı

2.1. Mücbir Sebep ve Beklenmeyen Hal Ayrımı

HMK’da eski hale getirme bakımından “elde olmayan sebep” kavramı, Yargıtay tarafından dar yorumlanmaktadır. Bu kapsamda;

  • Deprem, sel, yangın gibi mücbir sebepler,
  • Ani ve ağır hastalık,
  • Bilinç kaybı,
  • Trafik kazası,
  • Tutukluluk hali

elde olmayan sebep olarak kabul edilebilir.

Buna karşılık;

  • Unutkanlık,
  • İş yoğunluğu,
  • Dosya takibindeki ihmal,
  • Büro organizasyon hataları

kesinlikle eski hale getirme sebebi sayılmaz.

 “Eski hale getirme talebi HMK’nın 95. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hale getirme talebinde bulunabilir. Düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin elinde olmayan sebeplerle o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış olmalıdır.”

11. Hukuk Dairesi 2021/2811 E. , 2021/3549 K. 

3. Süre Yönetimi: HMK’da Eski Hale Getirme Süresi Nasıl Hesaplanır?

3.1. İki Haftalık Hak Düşürücü Süre

Eski hale getirme talebinde bulunmak için öngörülen süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece resen gözetilir.

  • Başvuru Süresi: HMK m. 96/1’e göre, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir.
  • Üst Sınır: İlk derece ve istinaf yargılamalarında en geç nihai karar verilinceye kadar talep mümkündür. Ancak karar tarafın yokluğunda verilmişse, karar verildikten sonra da talep edilebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iki haftalık sürenin “işlemin yapılması gereken tarihten” değil, “engelin kalktığı tarihten” itibaren başlamasıdır. Örneğin, hastaneden taburcu olunan tarih veya doğal afetin etkisinin sona erdiği tarih esas alınır.

3.2. Nihai Karar Sınırı

İlk derece ve istinaf yargılamalarında, kural olarak nihai karar verilinceye kadar eski hale getirme talep edilebilir. Karar tarafın yokluğunda verilmişse, karar sonrasında da bu yol açıktır.

4. İspat Yükü: Eski Hale Getirmede Delil Standardı

HMK m. 97 gereğince, talepte ispat yükü tamamen talep edene aittir. Bu yönüyle soyut beyanlarla değil ; somut ve belgeli delillerle ileri sürülebilen bir taleptir. Eski hale getirme talebinin başarısı, tamamen ispat yükünün ne kadar güçlü yerine getirildiğine bağlıdır.

4.1. Belgelendirme Zorunluluğu

Soyut beyanlar (“Hastaydım”, “Yolda kaldım”, “Sistem çalışmadı”) mahkemelerce kabul edilmez. İddianın somut, resmi ve denetlenebilir belgelerle desteklenmesi gerekir.

  • Sağlık Raporları: “İstirahat raporu” tek başına yeterli olmayabilir. Raporun, kişinin o işlemi yapmasını (veya vekiline talimat vermesini) engelleyecek nitelikte bir bilinç kaybı, hareket kısıtlılığı veya yatarak tedaviyi gerektirdiğini göstermesi aranır.
  • UYAP Kesintileri: Elektronik ortamda yapılan işlemlerde (temyiz başvurusu vb.), UYAP sistemindeki teknik aksaklıklar Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü’nden alınacak resmi log kayıtları veya duyurularla ispatlanmalıdır.

5. Dilekçe, Teknik Kurgu ve Zorunlu Unsurlar

5.1. Çift Yönlü İşlem Zorunluluğu

HMK m. 97/1’in en kritik yönü, kaçırılan işlemin eski hale getirme talebiyle birlikte yapılmasının zorunlu olmasıdır.

Sadece “eski hale getirme talep ediyorum” şeklinde bir dilekçe sunulması, uygulamada en sık karşılaşılan red nedenlerinden biridir.

5.2. Dilekçede Bulunması Gereken Unsurlar

  • Engelin başlangıç ve bitiş tarihi,
  • Nedensellik bağı,
  • Delillerin açık listesi,
  • Kaçırılan asıl işlem (temyiz, istinaf, cevap dilekçesi),
  • Harç ve gider avansı

eksiksiz şekilde yer almalıdır.

6. Yargısal Takdir Alanı ve Yargıtay Yaklaşımı

6.1. Yargısal Takdir Alanı ve Yargıtay Yaklaşımı

Yargıtay, eski hale getirme taleplerinde oldukça katı ve şekilci bir yaklaşım sergilemektedir. “Kusursuzluk” ilkesi esas alınır. Eğer tarafın veya vekilinin en ufak bir ihmali varsa, talep reddedilir.

6.2. Vekilin Kusuru Müvekkili Bağlar mı?

Kural olarak vekilin kusuru müvekkili bağlar. Avukatın duruşma gününü karıştırması, dosya takibini ihmal etmesi veya büro personelinin hatası “elde olmayan sebep” sayılmaz. Ancak avukatın ani ölümü, tutuklanması veya ağır hastalığı gibi durumlarda eski hale getirme kabul edilebilir.

6.3. Hatalı Yönlendirme İddiası

Mahkeme kaleminin veya hakimin yanlış yönlendirmesi (örneğin, kesin sürenin yanlış tebliğ edilmesi veya kararda kanun yolunun yanlış gösterilmesi) eski hale getirme sebebi olabilir. Ancak bu durumun tutanakla veya kararın kendisiyle ispatı gerekir.

Yargıtay, eski hale getirme taleplerinde kusursuzluk ilkesini esas alır. Tarafın veya vekilin en ufak bir ihmalinin varlığı hâlinde talep reddedilmektedir.

“Somut olayda, davalı tarafından eski hale getirilme isteminde bulunulmuş ise de, sürenin geçirilmesinin nedeni olarak hüküm ile birlekte temyiz kanun yolunun açık tutulduğuna ilişkin olarak hatalı yönlendirmede bulunulduğu belirtilmiştir.”

 20. Hukuk Dairesi 2014/9402 E. , 2014/10588 K.

HMK’da Eski Hâle Getirme Kurumunun Şartları, Süre Yönetimi, İspat Yükü, Dilekçe Kurgusu ve Yargısal Takdir Alanı

7. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Red Nedenleri

  1. Sadece Talepte Bulunmak: Kaçırılan işlemin (örneğin temyiz dilekçesinin) eski hale getirme talebiyle birlikte sunulmaması.
  2. Süre Aşımı: Engelin kalkmasından itibaren 2 haftalık sürenin geçirilmesi.
  3. Yetersiz Delil: “Hastaydım” deyip rapor sunmamak veya iş göremezlik içermeyen basit reçeteler sunmak.
  4. Mesleki Mazeretler: Avukatın “başka duruşmam vardı”, “iş yoğunluğum vardı” gibi gerekçeler sunması.
  5. Harç Yatırmamak: Temyiz veya istinaf başvurusu için gerekli harçların, eski hale getirme talebiyle birlikte yatırılmaması.

Yargıtay kararlarının büyük çoğunluğu bu nedenlerle reddedilmektedir.

8. Checklist (Kontrol Listesi)

A. Ön Değerlendirme Aşaması

☐ Kaçırılan süre kanuni mi, kesin süre mi?
☐ Sürenin kaçırılması tamamen elde olmayan bir sebebe mi dayanıyor?
☐ Bu sonuca başka bir hukuki yolla ulaşmak mümkün mü?

B. Süre Kontrolü

☐ Engel ne zaman başladı?
☐ Engel ne zaman sona erdi?
☐ Engelin kalkmasından itibaren 2 hafta doldu mu?
☐ Nihai karar verildi mi?

C. Delil Kontrolü (KRİTİK)

☐ Sağlık raporu işlemi yapmaya fiilen engel mi?
☐ UYAP kesintisi resmî kayıtlarla ispatlanabiliyor mu?
☐ Deliller tarih ve içerik açısından tutarlı mı?

D. Dilekçe ve İşlem Kontrolü (EN KRİTİK AŞAMA)

☐ Açıkça talep edildi mi?
☐ Kaçırılan asıl işlem dilekçeye eklendi mi?
☐ Temyiz/istinaf sebepleri tam mı?
☐ Harç ve gider avansı yatırıldı mı?

E. Yetkili Merci Kontrolü

☐ Doğru mahkemeye mi başvuruluyor?
☐ Kanun yolu doğru gösterildi mi?

HMK’da eski hale getirme, usul hukukunda istisnai ve dar yorumlanan bir kurumdur. Bu yol, ihmalin değil; kaçınılmazlığın telafisi için öngörülmüştür. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı dikkate alındığında, başarı; sürenin doğru hesaplanmasına, delillerin gücüne ve dilekçenin teknik doğruluğuna bağlıdır.

Bu kapsamlı rehber ve Apilex checklist’i, HMK 95 eski hale getirme uygulamasında hata riskini en aza indirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Apilex ile Pratikte Risk Yönetimi ve Uygulama Avantajı

Usul hukukunda süre, delil ve dilekçe kurgusu aynı anda yönetilmesi gereken üç ayrı risk alanı yaratır. Teoride doğru bilinen bir yol, uygulamada çoğu zaman basit bir takvim hatası, eksik belge veya yanlış merci seçimi nedeniyle sonuçsuz kalır. Tam da bu noktada Apilex, konuyu teorik bir anlatı olmaktan çıkarıp pratik bir iş akışına dönüştüren bir destek mekanizması sunar.

Apilex’in en önemli katkısı, avukatın zihninde dağınık şekilde duran bilgiyi tek bir dosya ve süreç merkezinde toplamasıdır. Bir dosya Apilex’e yüklendiğinde, sistem yalnızca metni okumakla kalmaz; dava türünü, usule ilişkin kritik eşikleri ve yapılması gereken işlemleri görünür hâle getirir. Böylece süre kaçırma riski, henüz ortaya çıkmadan yönetilebilir bir probleme dönüşür.

Süre ve Dosya Takibinde Proaktif Destek

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, sürenin “ne zaman başladığı” ve “ne zaman sona erdiği” konusundaki tereddütlerdir. Apilex Takvim ve proje yönetimi modülü, dosyaya ilişkin kritik tarihleri tek bir zaman çizelgesi üzerinde toplar. Avukat, yalnızca duruşma günlerini değil; cevap, istinaf veya temyiz gibi usule ilişkin tüm kritik adımları aynı ekranda izleyebilir.

Bu yapı, klasik ajanda veya manuel hatırlatmalardan farklıdır. Çünkü Apilex, dosyanın içeriğini okuyarak hangi işlemin hangi usul aşamasında gündeme geleceğini bağlam içinde değerlendirir. Bu sayede “unutulan” değil, sistematik olarak kontrol edilen bir süreç ortaya çıkar.

Delil ve Belge Yönetiminde Standartlaştırma

Uygulamada taleplerin reddedilmesinin temel nedenlerinden biri, delil setinin yetersiz veya dağınık sunulmasıdır. Apilex’in proje alanı, yüklenen belgeleri yalnızca depolamaz; belgeler arasında ilişki kurar, tarihsel tutarlılığı görünür kılar ve eksik kalan noktaları işaret eder.

Örneğin sağlık raporları, resmi yazışmalar veya sistem kayıtları tek tek klasörlerde kaybolmak yerine, dava bağlamı içinde anlamlandırılır. Avukat, dosyaya baktığında hangi belgenin hangi iddiayı desteklediğini net biçimde görür. Bu yaklaşım, soyut beyanlardan uzak, belge temelli bir sunum kurgusunu doğal olarak teşvik eder.

Dilekçe Kurgusunda Teknik Güvence

Apilex editörü, dilekçe yazımında yalnızca metin üretmekle yetinmez; teknik tutarlılığı da kontrol altına alır. Kırmızı–yeşil düzenleme yapısı sayesinde, yapılan değişiklikler şeffaf biçimde izlenebilir. Bu da özellikle zaman baskısı altında hazırlanan dilekçelerde gözden kaçabilecek teknik hataların önüne geçer.

Daha da önemlisi, Apilex şablon mantığıyla çalışır. Avukat, daha önce kullandığı başarılı bir dilekçe yapısını sisteme yükleyerek, benzer dosyalarda aynı iskelet üzerinden hızlı ve tutarlı çıktılar alabilir. Böylece her dosyada sıfırdan bir kurgu yapmak yerine, kontrollü ve standart bir üretim süreci oluşur.

İçtihat ve Uygulama Analizi ile Karar Riski Azaltma

Usule ilişkin talepler, çoğu zaman yargısal takdir alanında değerlendirilir. Bu nedenle benzer olaylarda verilen kararların bilinmesi kritik önem taşır. Apilex’in anlamsal karar arama motoru, yalnızca anahtar kelimeye değil; olay örgüsüne ve hukuki bağlama göre arama yapar.

Avukat, benzer durumlarda hangi gerekçelerin kabul gördüğünü veya hangi hataların sürekli reddedildiğini saniyeler içinde analiz edebilir. Bu da dilekçenin yalnızca mevzuata değil, fiilî uygulamaya da uyumlu şekilde kurgulanmasını sağlar.

Stratejik Bakış: Reaktif Değil Önleyici Yaklaşım

Apilex’in sunduğu en büyük zihinsel dönüşüm, reaktif çalışma alışkanlığını önleyici bir yaklaşıma çevirmesidir. Amaç, bir sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm aramak değil; sorun ortaya çıkmadan önce riskleri görünür kılmaktır. Süre, belge ve dilekçe üçgeninde yaşanan hataların büyük kısmı, doğru bir kontrol mekanizmasıyla baştan engellenebilir.

Bu nedenle Apilex, yalnızca “bir talep yazdıran” bir araç değil; avukatın usul stratejisini destekleyen dijital bir çalışma ortağı olarak konumlanır. Dosyaya bakan, düşünen ve hatırlatan bir sistemle çalışmak, özellikle yoğun iş yükü altında faaliyet gösteren hukukçular için ciddi bir fark yaratır.

Son Değerlendirme

Usul hukukunda başarı, çoğu zaman maddi haklılıktan değil; doğru zamanda, doğru şekilde işlem yapabilmekten geçer. Apilex, bu gerçeği merkeze alarak avukatlara yalnızca hız değil, aynı zamanda kontrol ve güvenlik kazandırır. Teorik bilgi ile pratik uygulama arasındaki boşluğu kapatan bu yaklaşım, hataya en az tolerans tanıyan alanlarda dahi daha öngörülebilir bir çalışma zemini sunar.

Bu yönüyle Apilex, karmaşık usul süreçlerinde avukatın yükünü hafifleten bir teknoloji değil; profesyonel refleksleri güçlendiren bir çalışma sistemidir.

Kategoriler:GenelUsul ve Pratik Hukuk Rehberleri