Giriş: Muris Muvazaası, Miras Hukuku ve Arabuluculuk Tartışması
Miras hukuku, bir kişinin ölümüyle birlikte malvarlığının kimlere ve hangi oranlarda geçeceğini düzenleyen, uygulamada en fazla uyuşmazlık çıkan hukuk dallarından biridir. Özellikle mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirleri, mirasçılar arasında ciddi ihtilaflara yol açabilmektedir. Bu ihtilafların başında ise muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları gelmektedir.
Muris muvazaası; mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırma amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı, tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi şeklinde ortaya çıkar. Hukuki görünüm ile gerçek irade arasındaki bu çelişki, muris muvazaası iddiasının temelini oluşturur.
Son yıllarda Türk hukuk sisteminde giderek yaygınlaşan arabuluculuk kurumu, birçok uyuşmazlık türü bakımından dava şartı haline getirilmiştir. Özellikle 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun ile birlikte, taşınmazlara ilişkin bazı davalarda zorunlu arabuluculuk uygulaması gündeme gelmiştir. Bu noktada uygulamada en çok sorulan sorulardan biri şudur:
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Bu yazıda, söz konusu soruya mevzuat, doktrin ve Yargıtay içtihatları ışığında, dört temel ayrım üzerinden net ve güncel bir yanıt verilecektir.

Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal Davalarının Hukuki Dayanağı
Taşınmaz Devrinde Şekil Şartı
Türk hukukunda taşınmaz mülkiyetinin devri, sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Bu düzenlemelerin temel amacı, tapu siciline güven ilkesini korumak ve hukuki güvenliği sağlamaktır.
Türk Medeni Kanunu m. 706 ve Türk Borçlar Kanunu m. 237, taşınmaz satış sözleşmelerinin resmi şekilde yapılmasını zorunlu kılar. Muris muvazaası davaları ise, bu resmi işlemin arkasındaki gerçek iradenin farklı olduğu iddiasına dayanır.
Muvazaa Kavramı ve TBK m. 19
Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi, sözleşmelerin yorumunda tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınacağını açıkça düzenlemiştir. Muris muvazaası davalarında da tapuda görünen “satış” işlemine değil, mirasbırakanın gerçek bağışlama iradesine bakılır.
Bu nedenle muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, muvazaa hükümlerine dayanan, köklü ve yerleşik içtihatlara sahip dava türleridir.
Zorunlu Arabuluculuk Düzenlemesi ve Tartışmanın Kaynağı
7445 sayılı Kanun ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme ile;
- Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına
- Ortaklığın giderilmesine (izale-i şüyu)
ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı haline getirilmiştir.
Ancak kanun metninde “muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları” açıkça sayılmamıştır. İşte tüm hukuki tartışma da bu noktada yoğunlaşmaktadır.

1. Ayrım: Muris Muvazaası Davasının Hukuki Niteliği
Ayni Hak Talebi Görüşü (Baskın Görüş)
Bu görüşe göre muris muvazaası davası;
- Bir miras paylaşım davası değil,
- Yolsuz tescilin düzeltilmesine yönelik ayni hak davasıdır.
Amaç, taşınmazın terekeye iadesidir. Paylaşım ise ancak bu aşamadan sonra gündeme gelir. Dolayısıyla dava, taşınmazın paylaştırılmasına değil, terekenin doğru şekilde belirlenmesine yöneliktir.
Bu nedenle zorunlu arabuluculuk kapsamına girmez.
Paylaşımın Parçası Olduğu Görüşü
Azınlıkta kalan bu görüşe göre ise tapu iptal davası, mirasın adil paylaşımı için ön koşuldur. Nihai hedef miras paylarına ulaşmak olduğu için, bu davalar da arabuluculuğa tabi olmalıdır.
2. Ayrım: Davanın Tarafları Kimlerdir?
Devir Bir Mirasçıya Yapılmışsa
- Uyuşmazlık mirasçılar arasındadır
- Aile içi miras uyuşmazlığı görünümü vardır
- Arabuluculuk mantığına daha yakın olduğu savunulur
Devir Üçüncü Kişiye Yapılmışsa
- Davalı mirasçı değildir
- Ortada miras ortaklığı yoktur
- Dava, mülkiyet hakkına dayalı ayni dava niteliği kazanır
Bu durumda zorunlu arabuluculuk görüşü zayıflamaktadır.
3. Ayrım: Muris Muvazaası Arabuluculuğa Elverişli mi?
Evet, elverişlidir.
Mirasçılar bu haktan feragat edebilir, sulh olabilir veya dava açmamayı tercih edebilirler. Ayrıca HUAK m. 18/B uyarınca, arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma belgesiyle tapuda tescil işlemi yapılabilmektedir. Bu da muris muvazaası uyuşmazlıklarının ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözülebileceğini göstermektedir.
Ancak elverişli olması, zorunlu olduğu anlamına gelmez.
4. Ayrım: Yargıtay ve BAM Kararları Ne Diyor?
Bölge Adliye Mahkemeleri
İlk dönemde çelişkili kararlar verilmiştir. Bazı BAM’lar zorunlu arabuluculuk ararken, bazıları aramamıştır.
Yargıtay’ın Yerleşik Görüşü
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, güncel ve istikrarlı kararlarında açıkça şu sonuca ulaşmıştır:
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, HUAK m. 18/B kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi değildir.
Gerekçe:
- Dava bir ayni hak davasıdır
- Paylaştırma davası değildir
- Zorunlu arabuluculuk halleri geniş yorumlanamaz
Muris Muvazaası Davasında Arabuluculuk Zorunlu Değildir
Tüm bu açıklamalar ışığında;
- Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu değildir
- Dava doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılabilir
- Arabuluculuk isteğe bağlıdır
- Zorunlu arabuluculuk yokluğu gerekçesiyle verilen ret kararları, Yargıtay içtihatlarına aykırıdır
Ancak aile içi ilişkilerin korunması, sürecin hızlanması ve maliyetlerin düşürülmesi açısından ihtiyari arabuluculuk her zaman değerlendirilebilir.
Apilex ile Uygulamada Muris Muvazaası Dosyası Yönetimi: Araştırma, Dilekçe ve Stratejiye 360° Katkı
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, çoğu zaman “tek bir tapu işlemi” üzerinden yürür gibi görünse de dosyanın omurgasını; kapsamlı içtihat taraması, olay örgüsünün kronolojisi, tanık/delil planı ve muvazaa iddiasını somutlaştıran göstergelerin birlikte değerlendirilmesi oluşturur. Bu bölümde Apilex’in bu süreci nasıl daha sistematik ve ölçülebilir hale getirebileceği, pratik başlıklarla ele alınmıştır.
1. Dosyayı İlk Gün Doğru Kurmak: Kontrol Listesi ve Standart Soru Seti
Apilex’in en büyük katkısı “aramayı hızlandırmak”tan çok, araştırmayı doğru sorularla yapılandırıp standardize etmektir. Dosya ilk geldiğinde aşağıdaki başlıkları bir kontrol listesine çevirip her dosyada aynı iskeleti uygulamak, hem kaliteyi eşitler hem de “unutulan detay” riskini düşürür:
- Devir tarihindeki koşullar: Mirasbırakanın sağlık durumu, karar verme yetisi, işlem iradesini etkileyen unsurlar
- Bedel ve ödeme gerçeği: Satış bedeli gerçek mi, ödeme ispatı var mı, piyasa değeriyle uyumlu mu
- Devir alanın ekonomik gücü: Bedeli ödeyebilecek gelir/varlık düzeyi var mı
- Aile içi ilişki ve yaşam pratiği: Mirasbırakan–mirasçı ilişkileri, küslük/ayrımcılık iddiaları
- Fiili kullanım: Taşınmazı kim kullanıyor, kira/gelir kimde, tasarruf kim tarafından yapılıyor
- Bakım iddiası varsa: Edimin gerçekliği, sürekliliği, tanık ve belge desteği

2. İçtihat Araştırmasında “Genişten DARA” Metodu
İçtihat taramasında pratik yaklaşım, önce konuyu geniş çerçevede yakalayıp sonra dosyanın özgün ayrıntılarına göre daraltmaktır. Apilex üzerinde semantik arama sayesinde aynı kelimeleri tekrar tekrar yazmak yerine olayı doğal dille tarif ederek benzer gerekçeleri yakalamak mümkün olur.
Geniş çerçeve araması (örnek konu kümeleri)
- muris muvazaası – tapu iptal/tescil
- yolsuz tescilin düzeltilmesi
- mirasçılardan mal kaçırma amacı
- dava şartı arabuluculuk tartışması
Dosyaya göre daraltma (kritik ayrımlar)
- İşlem satış görünümlü bağış mı, yoksa ölünceye kadar bakma görünümü mü?
- Davalı mirasçı mı, üçüncü kişi mi?
- Talep sadece iptal ve tescil mi, yoksa terditli tazminat da var mı?
Bu ayrımlar, bulunacak emsal kararların ağırlık merkezini değiştirir. Zamanla Apilex içinde biriken “çekirdek emsal” seti, her yeni dosyada sıfırdan araştırma yapma ihtiyacını azaltarak kurumsal hafıza oluşturur.
3. Belge Üretimi: Dilekçe İskeleti, Tutarlılık ve Hızlı Revizyon
Apilex, belge üretiminde özellikle üç noktada verim sağlar:
(i) Dilekçe iskeleti ve kronoloji
- Olay anlatımını zaman çizelgesine oturtma
- Delilleri başlıklandırıp sınıflandırma (belge–tanık–karine)
- Talepleri HMK mantığına uygun sırada kurma
(ii) Dosya içinde dil/argüman tutarlılığı
Aynı dosyada birden fazla dilekçe türü gerektiğinde (ihtiyati tedbir, delil tespiti, tapu kaydına şerh, tanık listesi, bilirkişi incelemesi talepleri vb.) argüman hattının kopmaması önemlidir. Apilex, aynı temel vakıa setinden hareketle metinlerin birbiriyle uyumlu kalmasına yardımcı olur.
(iii) Karşı savunmaya göre hızlı güncelleme
Örneğin karşı taraf “gerçek bedel ödendi” savunması yapıyorsa:
- hangi delillerin öne çıkarılacağı
- hangi içtihat çizgisinin destekleyici olduğu
- hangi çelişkilerin yakalanacağı
gibi noktalar “savunma–yanıt eşleştirmesi” mantığıyla daha hızlı netleştirilebilir.
4. Risk Analizi ve Strateji: Dosyanın Zayıf Halkalarını Erken Görmek
Muris muvazaası dosyalarında sonuç üzerinde belirleyici olan unsurlar şunlardır:
- ispat yükü ve ispat araçlarının niteliği (tanık–belge–karine)
- aile dinamiği ve anlatının inandırıcılığı
- taşınmazın sonraki devirleri ve üçüncü kişi etkisi
Apilex benzeri araçlar, dosyayı bir kontrol mekanizmasıyla tarayarak:
- hangi iddianın hangi delille güçlendiğini
- hangi boşlukların bulunduğunu
- tescil imkânsızsa terditli tazminat gibi alternatiflerin ne zaman gündeme geleceğini
daha erken aşamada görünür kılar. Bu da müvekkile yapılacak risk bilgilendirmesini daha somut hale getirir.
5. İhtiyari Arabuluculukla Pratik Köprü: Senaryo ve Anlaşma Taslakları
Makalemizin ana konusu “zorunlu arabuluculuk var mı?” sorusu bakımından: zorunlu olmamak, arabuluculuğun hiç düşünülmeyeceği anlamına gelmez. Aile içi ilişkilerin korunması, sürecin hızlanması ve maliyetlerin düşmesi hedefleniyorsa ihtiyari arabuluculuk masaya gelebilir.
Bu aşamada kritik ihtiyaç, seçenekleri netleştirmektir:
- Hangi taşınmazlar ihtilaflı?
- Terekeye iade halinde paylaşım nasıl işleyecek?
- Tapu iadesi mi yoksa bedel/tazminat mı daha rasyonel?
Apilex üzerinde hazırlanacak senaryo notları, teklif taslakları ve anlaşma metni alternatifleri, görüşmeleri “duygusal tartışma”dan “hukuki seçenekler” zeminine çekmeye yardımcı olur.
Apilex’i muris muvazaası dosyalarında bir “otomatik dilekçe yazarı” gibi değil; araştırma–yazım–risk–müzakere ekseninde çalışan bir dosya yönetim altyapısı olarak konumlamak daha doğru olur. Böyle bir kullanım, hem davanın esası (yolsuz tescilin düzeltilmesi) hem de süreç yönetimi (isteğe bağlı arabuluculuk dahil) bakımından daha tutarlı, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir pratik üretir.
