Şirket Feshi Davalarında Neden Fesih Her Zaman İlk Seçenek Değildir?
Şirket feshi ve tasfiyesi davaları, ortaklar arası uyuşmazlıkların çözümsüz bir hal alması veya şirketin ticari faaliyetlerini sürdüremez duruma gelmesi halinde başvurulan nihai bir hukuki yoldur. Ancak Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve yerleşik Yargıtay içtihatları, ekonomik bir değer olan şirketin varlığının korunmasını esas alır. Bu nedenle, bir şirketin feshedilerek ticari hayattan silinmesi, “son çare” (ultima ratio) ilkesi gereğince en son başvurulacak yaptırım olarak kabul edilir. Mahkemeler, fesih talebini incelerken, şirketi ayakta tutabilecek tüm alternatif çözüm yollarını değerlendirmekle yükümlüdür.
Bu makalede, şirket feshi davalarında “son çare” ilkesinin ne anlama geldiği, hangi durumların haklı sebep sayıldığı, mahkemelerin fesih yerine hangi alternatif çözümlere yönelebileceği ve bu süreçte izlenmesi gereken stratejiler, güncel yargı kararları ışığında detaylı olarak incelenecektir.
Şirket Feshi İçin Haklı Sebepler Nelerdir?
Bir fesih davasının temelini “haklı sebep” oluşturur. Haklı sebep, şirketin amacına ulaşmasını imkânsız kılan veya ciddi şekilde zorlaştıran, ortaklar arasındaki iş birliği ve güven ilişkisini temelden sarsan objektif durumlardır. TTK’da haklı sebeplerin tanımı yapılmamış olsa da, yargı kararları ve doktrinde öne çıkan bazı durumlar şunlardır:
- Ortaklar Arasında Güven İlişkisinin Tamamen ve Kalıcı Olarak Ortadan Kalkması: Ortakların kişisel husumetlerinin şirket işleyişini felç etmesi.
- Şirket Organlarının İşlevsiz Kalması (Organ Eksikliği): Uzun süredir genel kurulun toplanamaması, müdür veya yönetim kurulu atanamaması gibi şirketin karar alma mekanizmalarını kilitleyen durumlar (TTK m. 636/2, m. 530).
- Sistematik Kâr Dağıtımından Kaçınma: Azınlık ortakları zarara uğratmak amacıyla sürekli olarak kârın dağıtılmaması.
- Şirket Malvarlığının Kötüye Kullanılması: Bir ortağın kişisel menfaatleri için şirket kaynaklarını kullanması veya şirketi zarara uğratması.
- Yönetimsel Tıkanıklık ve Faaliyetlerin Durması: Ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle şirketin fiilen faaliyet gösteremez hale gelmesi.
- Şirketin Kuruluş Amacının İmkânsız Hale Gelmesi: Şirketin faaliyet konusunun yasal veya fiili engeller nedeniyle gerçekleştirilemez olması.
“Son Çare” (Ultima Ratio) İlkesi ve Mahkemenin Rolü
Feshin son çare olması ilkesi, hâkimin şirketin devamlılığını sağlamak için aktif bir rol üstlenmesini gerektirir. Mahkeme, fesih talebini değerlendirirken yalnızca davacının iddialarıyla bağlı kalmaz; şirketin ekonomik bütünlüğünü, çalışanların durumunu ve diğer menfaat sahiplerinin çıkarlarını da gözetir. Taraflar talep etmese dahi, mahkeme re’sen (kendiliğinden) alternatif çözüm yollarını araştırmak zorundadır.
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun koyucu bu düzenleme ile feshin nihai çözüm olduğu ilkesini benimsemiş, haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde fesih ve tasfiye yerine mahkemeye başka alternatiflere karar vererek şirketi devam ettirme imkanı tanınmıştır. Bu yasal imkanın uygulanması taraflarca talep edilmese bile mahkemece resen gözetilmelidir.
Şirket Feshi Yerine Uygulanabilecek Alternatif Çözüm Yolları Nelerdir?
TTK m. 636 (Limited Şirketler) ve m. 531 (Anonim Şirketler), mahkemeye fesih yerine başvurabileceği bir dizi çözüm sunmaktadır. Bu çözümler, şirketi yaşatmayı ve ortaklar arasındaki sorunu daha az radikal bir yöntemle çözmeyi amaçlar.
- Davacının Şirketten Çıkarılması: Fesih talebinde bulunan ortağın paylarının gerçek değeri üzerinden diğer ortaklara veya şirkete devredilerek şirketten çıkarılmasına karar verilebilir. Bu, özellikle sorunun kaynağının davacı ortak olduğu veya diğer ortakların şirketi devam ettirme iradesinin güçlü olduğu durumlarda tercih edilir.
- Yönetim veya Temsil Kayyımı Atanması: Şirket organlarının kilitlendiği durumlarda, mahkeme geçici bir süre için şirketi yönetecek bir kayyım atayarak işlerin normale dönmesini sağlayabilir.
- Organ Eksikliğinin Giderilmesi İçin Süre Verilmesi: Genel kurulun toplanamaması gibi durumlarda mahkeme, taraflara bu eksikliği gidermeleri için uygun bir süre tanır. Bu süre içinde sorun çözülmezse fesih gündeme gelebilir.
- Duruma Uygun Diğer Çözümler: Kanun, hâkime geniş bir takdir yetkisi tanımıştır.
Bu kapsamda mahkeme;
- Belirli bir konuda karar alınması için genel kurulu toplantıya çağırabilir,
- Kâr dağıtımına karar verebilir,
- Ortaklar arasındaki yetki dağılımını yeniden düzenleyebilir,
- Şirketin bölünmesi veya bir iştirakinin devredilmesi gibi daha yapısal çözümlere hükmedebilir.

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Bu sebeple haklı sebeple fesih davası alternatif çözümlü bir dava olup, davacı tarafından ileri sürülen sebebin mahkemece haklı görülmesi halinde, şirketin feshine hükmedilmesinden önce mahkemece alternatif çözümlerin araştırılıp incelenmesi gerekir. Alternatif çözümler varken, şirketin varlığını ortadan kaldıran sonucun seçilmemesi gerekir. Doktrininde duruma uygun düşünen ve kabul edilebilir çözüm örnekleri arasında; kar dağıtıma zorunluluğu, yeni ortak alınması, sermaye artırımı, muhalif pay sahiplerinin temsilcilerinin yönetim kuruluna alınması, bir iştirakin bölünmesi yer almaktadır.
Emsal Karar İncelemesi: Sakarya BAM’ın “Son Çare” Vurgusu
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2022 tarihli, E. 2021/1089 – K. 2022/625 sayılı kararı, son çare ilkesinin pratikte nasıl uygulandığını gösteren önemli bir örnektir. Kararda, uzun süredir organ eksikliği ve genel kurul toplanamaması gibi ciddi sorunlar yaşayan bir limited şirket hakkında ilk derece mahkemesinin verdiği doğrudan fesih kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararında şu hususları vurgulamıştır:
Alternatifler Tüketilmelidir
Feshe karar vermeden önce davacı ortağın şirketten çıkarılması, payının gerçek değerinin ödenmesi, yönetim kayyımı atanması ve organ eksikliğinin giderilmesi için süre verilmesi gibi tüm seçeneklerin tüketilmesi gerekir.
Bilirkişi İncelemesi Zorunludur
Haklı sebeplerin varlığı ve şirketin mali durumu, sadece taraf beyanlarıyla değil, şirketler hukuku ve mali müşavirlik alanında uzman bir bilirkişi heyeti tarafından objektif olarak tespit edilmelidir.
Mahkeme Re’sen Araştırma Yapmalıdır:
Taraflar ileri sürmese bile, mahkeme şirket feshi dışındaki tüm çözüm yollarını kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür.
Sonuç: Şirket Feshi Davalarında Strateji Nasıl Olmalı?
Şirket feshi davası açmayı düşünen ortaklar ve bu davaları yürüten avukatlar için strateji, “son çare” ilkesi üzerine kurulmalıdır.
Davanın başarısı için;
Haklı Sebepleri Güçlü Delillerle İspatlayın
İddia edilen haklı sebeplerin (örneğin, genel kurulun toplanamadığına dair toplantı tutanakları, ortaklar arası yazışmalar, şirketin mali kayıtları vb.) somut ve güçlü delillerle desteklenmesi kritik öneme sahiptir.
Alternatif Çözüm Yollarının Tüketildiğini Gösterin
Dava açmadan önce diğer ortaklara ihtarname çekerek sorunların çözümü için girişimde bulunulduğunu, ancak bu çabaların sonuçsuz kaldığını belgeleyin.
Dava Dilekçesinde Alternatif Taleplere Yer Verin
Şirket feshi talebiyle birlikte, mahkemenin takdirine bağlı olarak davacının şirketten çıkarılması veya başka bir uygun çözüm bulunması gibi alternatif talepleri (terditli talepler) dilekçeye eklemek, davanın seyrini olumlu etkileyebilir.
Unutulmamalıdır ki, şirket feshi davaları, şirketin ekonomik varlığını sona erdiren ağır bir sonuç doğurur. Bu nedenle mahkemeler, bu yola ancak başka hiçbir çözüm kalmadığına kanaat getirdiklerinde başvuracaktır.
Apilex İle Feshi Süreçleri
Şirket feshi davaları, hem hukuki hem de ticari sonuçları itibarıyla oldukça karmaşık bir süreçtir ve doğru strateji, güçlü delillendirme ve kapsamlı bir hukuki analiz gerektirir.
Bu noktada, Yapay zeka hukuk asistanı olan Apilex, avukatlara içtihat araştırmalarını hızlandırma, haklı sebeplerin tespitine ilişkin benzer Yargıtay ve BAM kararlarını anında bulma ve fesih yerine uygulanabilecek alternatif çözümlere ilişkin güncel doktrini inceleme konusunda önemli avantajlar sağlar.
Apilex’in otomatik özetleme, riskli madde işaretleme ve dava stratejisi oluşturmayı kolaylaştıran modülleri, şirket feshi davalarında zaman kazandırarak daha güçlü ve tutarlı bir dava dosyası hazırlanmasına katkı sunar. Böylece hem avukatlar hem de şirketler, son çare ilkesinin gerektirdiği kapsamlı değerlendirmeyi teknolojinin desteğiyle çok daha etkin biçimde yönetebilir.
