İçeriğe atla
Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Organik Bağ Teorisi
Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Organik Bağ Teorisi

Türk hukukunda “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması” ilkesi ile “Organik Bağ Teorisi”,  şirket borçları nedeniyle ortakların veya ilişkili diğer şirketlerin sorumluluğunu  belirlemede önemli rol oynayan istisnai hukuki kavramlardır. Bu kavramların temel  amacı, tüzel kişiliğin sağladığı sınırlı sorumluluk ilkesinin kötüye kullanılmasını  önlemektir. 

Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 2’de yer alan dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye  kullanılması yasağı, bu teorilerin temel dayanaklarını oluşturur. 

“Türk Ticaret Kanunu  (TTK) m. 125 gereğince şirketler tüzel kişiliğe sahiptir ve borçlarından yalnızca kendi  malvarlıklarıyla sorumludur. Anonim şirketlerde ise pay sahipleri, TTK m. 329  uyarınca şirkete karşı sadece taahhüt ettikleri sermaye payı kadar sorumludurlar.  Ancak bazı durumlarda bu sınırlı sorumluluk prensibi aşılabilir.” 

Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması İlkesi 

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi, şirketlerin borçlarından dolayı ortaklarının  veya ilişkili diğer şirketlerin sorumlu tutulamayacağı genel ilkesinin istisnasını  oluşturur. Bu teori, tüzel kişiliğin, sözleşmeden veya kanundan doğan  yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla kötüye kullanıldığı durumlarda devreye girer.  Yargıtay, bu teoriyi TMK madde 2’de yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye  kullanılması yasağına dayandırmaktadır. 

Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Şartları  

Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler doğrultusunda, tüzel kişilik perdesinin  kaldırılması için genellikle aşağıdaki durumların varlığı aranır:  

Malvarlıklarının Karışması (Karışıklık İlkesi)

Şirketin malvarlığı ile ortakların veya  diğer ilişkili şirketlerin malvarlıklarının birbirine karışması, ayrımının yapılamaz hale  gelmesi. Bu durum, şirketin bağımsız bir ekonomik varlık olarak işlev görmediğini  gösterir.  

Sermaye Yetersizliği (Yetersiz Sermaye İlkesi)

Şirketin kuruluşunda veya faaliyetleri  sırasında, üstlendiği risklere ve faaliyet hacmine göre yetersiz sermayeye sahip  olması ve bu durumun alacaklıları zarara uğratma amacı taşıması.  

Tüzel Kişiliğin Kötüye Kullanılması

Şirket tüzel kişiliğinin, alacaklılardan mal  kaçırmak, kanuni yükümlülüklerden kurtulmak veya haksız menfaat sağlamak  amacıyla bir araç olarak kullanılması. Bu durum, TMK madde 2’deki dürüstlük  kuralına aykırılık teşkil eder.  

Şirketler Topluluğunda Ana-Yavru Şirket İlişkisi

Şirketler topluluğunda (TTK madde  195), hâkim şirketin bağlı şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda aşırı derecede  kullanması ve bu durumun bağlı şirketin alacaklılarını zarara uğratması.

Uygulama Alanları ve Sonuçları 

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, özellikle şirket alacaklılarının alacaklarına  ulaşamadıkları hallerde başvurulan istisnai bir yöntemdir. Bu teori devreye girdiğinde, şirketin borçlarından ötürü ortaklar ya da ilişkili şirketler doğrudan sorumlu tutulabilir.  Bu sorumluluk çoğu zaman müteselsil nitelikte gerçekleşir. 

Limited şirket ortaklarının kamu alacaklarından sorumluluğu da bu kapsamda  değerlendirilebilir. Vergi Usul Kanunu (VUK) madde 10 ve Amme Alacaklarının Tahsil  Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) madde 35, limited şirket ortaklarının ve kanuni  temsilcilerinin belirli şartlar altında şirketin kamu borçlarından sorumlu olacağını  düzenler. 

Organik Bağ Teorisi 

Organik bağ teorisi, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisiyle benzerlik gösterse  de farklı koşullara dayanan ve farklı sonuçlar doğuran bir yaklaşımdır. Bu teoride de  bir tüzel kişinin borçlarından dolayı başka bir tüzel kişinin sorumluluğuna  başvurulması mümkündür. Organik bağın hukuki temeli de TMK m. 2’de yer alan  dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılması yasağına dayanmaktadır. 

Organik Bağın Tespitinde Yargıtay Kriterleri  

Yargıtay, organik bağın varlığını tespit ederken genellikle aşağıdaki kriterleri göz  önünde bulundurur:  

Ortak Adres ve Faaliyet Alanları

Şirketlerin aynı adreste faaliyet göstermesi ve/veya  benzer veya aynı faaliyet alanlarında bulunması.  

Ortak Ortaklar ve Temsilciler

Şirketlerin ortaklarının ve/veya yönetim kurulu  üyelerinin (temsilcilerinin) aynı kişiler olması.  

İktisadi ve Ticari Bağımlılık/Kader Birliği

Şirketler arasında ekonomik ve ticari açıdan  güçlü bir bağımlılık, birlikte hareket etme olgusu veya kader birliği bulunması.  

Mal Kaçırma Niyeti

Borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla diğer  tüzel kişiliği kullanma niyeti.  

Hukuki İlişkilerin Tespiti

Şirketler arasındaki hukuki ilişkilerin (sözleşmeler, faturalar,  banka hareketleri vb.) incelenmesiyle organik bağın varlığının ortaya konulması. 

Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Arasındaki Farklar  

Her iki kavram da tüzel kişiliğin kötüye kullanımını engellemeyi amaçlasa da  aralarında önemli farklar bulunmaktadır: 

Uygulama Şartları

Organik bağın uygulanması için tüzel kişilik perdesinin  kaldırılmasında aranan malvarlıklarının karışması veya yetersiz sermaye gibi şartlar  aranmaz. Organik bağda, borçlunun diğer tüzel kişiliği alacaklılarından mal kaçırmak  amacıyla kullanma niyeti yeterli olabilir.  

Sonuçları

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması genellikle şirket borcundan ortakların  sorumlu tutulması sonucunu doğururken, organik bağ uygulamasında tasarrufun  iptali, istihkak gibi farklı hukuki sonuçlara da ulaşılabilir.  

Uygulama Kolaylığı: Yargıtay uygulamasında, organik bağın şartlarının, tüzel kişilik  perdesinin kaldırılmasından daha hafif olduğu ve bu nedenle organik bağın  uygulanmasının daha kolay olduğu kabul edilmektedir. 

Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Organik Bağ Teorisi
Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Organik Bağ Teorisi

Şirketler Hukuku ve İcra Hukuku Açısından Sonuçları  

Bu teorilerin uygulanması, şirketler hukuku ve icra hukuku açısından önemli sonuçlar  doğurur:  

Şirketler Hukuku Açısından

 Şirketlerin kuruluş ve işleyişinde şeffaflık ve dürüstlük  ilkesinin önemini vurgular. Ortakların ve yöneticilerin, tüzel kişiliği kötüye  kullanmaktan kaçınmaları gerektiğini gösterir. Şirketler topluluğu içinde hâkim ve  bağlı şirket ilişkilerinde de bu ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır.  

İcra Hukuku Açısından

Alacaklılara, borçlu şirketten alacaklarını tahsil edemedikleri  durumlarda, belirli şartlar altında ortaklara veya ilişkili diğer şirketlere başvurma  imkanı tanır. Bu durum, icra takiplerinin kapsamını genişletebilir ve alacak tahsilatını  kolaylaştırabilir. Ancak, bu teorilerin uygulanması, her somut olayın özelliklerine göre  dikkatli bir değerlendirme gerektirir.  

Pratik Uygulamadaki Zorluklar  

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve organik bağ teorilerinin pratik uygulamada bazı  zorlukları bulunmaktadır:  

İspat Yükü

Bu teorilerin uygulanabilmesi için iddia eden tarafın, tüzel kişiliğin kötüye  kullanıldığını veya organik bağın varlığını somut delillerle ispat etmesi gerekir. Bu  ispat yükü, özellikle malvarlıklarının karışması veya mal kaçırma niyetinin tespiti  açısından zorlayıcı olabilir.  

Subjektif Değerlendirme

Özellikle “kötüye kullanma niyeti” veya “kader birliği” gibi  kavramlar, hâkimin takdir yetkisini gerektiren subjektif değerlendirmelere yol açabilir.  

Hukuki Güvenlik İlkesi

Tüzel kişiliğin sorumluluk sınırlaması ilkesi, hukuki güvenliğin  temel taşlarından biridir. Bu istisnai teorilerin aşırı veya keyfi uygulanması, hukuki  güvenliği zedeleyebilir. Bu nedenle, Yargıtay içtihatları bu teorilerin “sakınılarak” ve  “istisnai hallerde” uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Emsal karar incelemesi 

Yargıtay 11. HD., E. 2020/6239, K. 2022/3479, 27.04.2022 

Yargıtay kararı, organik bağ hukuki sebebine dayalı alacak istemine ilişkin olup,  Bölge Adliye Mahkemesi’nin (BAM) zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair  kararının temyiz incelemesini konu almaktadır. 

Olay Özeti

Davacı, dava dışı Denimko Tekstil … Ltd. Şti.’nin gizli ortağı iken  ortaklıktan ayrılmış ve çıkma payı karşılığında aldığı 360.000 USD bedelli  çekin karşılıksız çıkması üzerine icra takibi başlatmıştır. Borçlu Denimko Ltd.  Şti.’nin açtığı menfi tespit davası reddedilerek kesinleşmiş, ancak takip  sonuçsuz kalmıştır. Davacı, Denimko firmasının tüm varlığının muvazaalı  şekilde davalı şirkete devredildiğini, davalı şirket ile dava dışı keşideci-borçlu  Denimko firmasının ortaklarının aynı olduğunu ve aralarında organik bağ  bulunduğunu iddia ederek, Denimko firmasından olan alacağının davalıdan  tahsilini talep etmiştir. Davalı ise davanın zamanaşımına uğradığını ve organik  bağ bulunmadığını savunmuştur. 

İlk Derece Mahkemesi Kararı

İlk Derece Mahkemesi, davacının elindeki  çekten dolayı hamilin müracaat borçlularına karşı başvurusu süresinin  dolduğunu ve sebepsiz zenginleşme davası açısından davanın keşideciye  açılması gerektiğini belirtmiştir. Keşideci dava dışı Denimko firması ile davalı  arasında perdenin aralanması teorisi kapsamında kesinleşmiş bir mahkeme  kararı olmadığı gerekçesiyle, 6 aylık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın  reddine karar vermiştir.  

Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

Bölge Adliye Mahkemesi, bozma ilamına  uyarak, davacının ortaklıktan çıkma payı karşılığı aldığı çekin Türk Borçlar  Kanunu’nun eski 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126/4. maddesine göre 5 yıllık  zamanaşımına tabi olduğunu belirtmiştir. Asıl borçlu hakkındaki zamanaşımını  kesen sebeplerin, borcun sorumlusu olmayan davalı şirket bakımından hüküm  ifade etmeyeceğini, davanın tarafları arasında kambiyo ilişkisi olmadığından 6  aylık zamanaşımı süresinin uygulanmayacağını ifade etmiştir. Çekin keşide  tarihi 2002 olduğundan, davanın açıldığı 2016 yılına kadar 10 yıllık genel dava  zamanaşımının dahi geçmiş olduğu tespitini yaparak, temel ilişki (ayrılma  akçesi) olması nedeniyle 5 yıllık zamanaşımı dolduğundan, İlk Derece  Mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılarak davanın zamanaşımı  nedeniyle reddine karar vermiştir. 

Yargıtay Kararı ve Karşı Oy

Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını  usul ve yasaya uygun bularak onamıştır. Ancak, karara karşı oy kullanan üye,  organik bağın tespiti için yapılan araştırmanın yeterli olmadığını belirtmiştir.  Karşı oyda, organik bağın tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinden farklı  olduğu, iktisadi bütünlük ve sermaye yetersizliği gibi şartların aranmadığı,  borçlunun diğer tüzel kişiliği alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla kullanma  niyetinin yeterli olduğu vurgulanmıştır. Organik bağın varlığı için şirketlerin  ortaklık yapıları, yöneticileri arasındaki menfaat ilişkileri, iktisadi bütünlük,  borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak için diğer şirketi paravan olarak  kullanma amacı gibi hususların ticari defter ve belgeler incelenerek uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle tespit edilmesi gerektiği ifade  edilmiştir.

Kategoriler:davaKurallar